İlyas Efendi de bir taraftan koşarken bir taraftan da kitapta golemle ilgili bir bilgi bulurum umuduyla sayfaları hızla çeviriyordu. Fakat umutsuzca kitabı heybesine koyduğuna bakılırsa tek çare alnındaki yazıyı ne yapıp edip silmekti. Son olarak girdikleri sokak büyükçe bir meydana açılmıştı.
Golem II
(…) İlyas’ın sesi o kadar net ve kısık çıkmıştı ki, Mustafa Ağa gıkını çıkarmadan kafasını sallayıp içeri girdi. Dosdoğru karısının yanına gidip şöyle bir dürttükten sonra evden çıktığını söyledi. Uyku serseminde olan karısı bile bir şeylerin döndüğünü anladıysa da Mustafa Ağa’nın cevap vermeyeceğini bildiğinden sadece arkasından bakmakla yetindi.
Golem, ikinci kısmıyla sizlerle.
Süresiz Dizinler
Suvarin gibi unutulduğumuzda belki de son karemizin bir önemi kalmaz. Ayağınızı kaydırıp nihilizme inandırmaya çalışmıyorum. Sadece bazı anlar bizim için özeldir. Sokakta gördüğün eski sevgilin başka biri için sadece güzel kızlardan biridir.
Hermann Hesse ve Bozkırkurdu Üzerine
Düşünmek ile yaşamak arasında kalmış bir adam düşünün, kendi ile toplum arasındaki farkı öylesine hissediyor ki kendine Bozkırkurdu diyor. İnsanlardan, burjuvanın samimiyetsizliğinden, caz müziğin ucuzluğundan …
Diyojen ve Kapatma Cezaları
İlk Türkçe mizah dergisini çıkaran, asıl adı Theodor Kasapis olan Teodor Kasap 10 Kasım 1835’te Kayseri Tavlusun’da doğmuştur. Babası Serafim Kasapoğlu’nun 1848’de ölümünden sonra ailesiyle …
Golem I
Büyükçe, meşeden yapılma masanın az berisinde kalan pencereden içeri sızan ışık, zifirle kaplı odayı az da olsa aydınlatmıştı. Dışarıdan gelen gece kuşlarının sesleriyle birlikte segâh makamından yürüyen sobanın yanına serilmiş iki şiltede yatanlar ise Arap namlı Mustafa Ağa ve karısıydı. Az sonra iki ev ötedeki ufak, mahalle yardımıyla yapılmış caminin imamı Muzaffer Efendi de sabah ezanını okumaya başlayınca ezana eşlik etmeye başlayan köpekler yüzünden kalkan Mustafa Ağa şöyle bir etrafına bakınınca kendisini neyin kaldırdığını anladı.
Hıristiyan İnancında Tasvir Kültü ve Tasvir Kırıcılık
Hıristiyanlığın, doğuşundan itibaren günümüze dek inananların yaşamında kutsalların tasviri son derece önemli olmuştur. Kiliselerde anıtsal ölçekte, taşınabilir malzeme üzerinde her renkte ve boyda gördüğümüz tasvirlere özel olarak “ikon” ya da “ikona” denilmektedir.







