Herat Sanat Akademisi: Arzadaşt ve Şehnâme Üzerinden Anlatımı

Herat, öncesinde büyük atılımlar göstermiş Timurlu sanatının doruk noktasına ulaştığı yerdir. Timurlu hakimiyeti döneminde Herat’ta kurulan Mîrzâ Şâhruh Kütüphânesi, saray bünyesinde kurulmuş olup hankâh ve medrese ile birlikte inşa edilmişti. Burada zamanın kitaplarının yanında önemli kitap ve risaleler de çoğaltılmaktaydı.

Ayı Şevket

Tabutun kapağı birden yukarıya doğru fırladı ve üzerindeki yeşil örtü kalabalığa doğru bir gelin buketi gibi uçtu. Kalabalık, yeşil örtüyü kapmak için birbirini ezdi. Yan köyden Arap Ali kaptı yeşili, “Sonunda, sonunda.” diye bağırdı. Yeşili kapamayanlar hüzünlü, Arap ise gayet keyifliydi. Yeşil örtüyü gösterip hava atıyordu çevresindeki insanlara.

Kuş Kanadında Homo Sapiens

Yaratılış hikâyeleri, Büyük Patlama, Uranos ve Gaia’nın evliliği, adına ne demek isterseniz deyin, evrenin nasıl oluştuğuna inanıyorsanız inanın, hangi dini inancı benimsemiş olursanız olun, yüksek ihtimalle kuşların umurunda değilsiniz. Ne oldu, şaşırdınız mı? İnsanlığın en büyük paradokslarıyla başlayan bir paragraftan, daha ağır ve oturaklı cümleler beklediğinize eminim fakat üzgünüm.

Feniks: Ve Benzerleri

Feniks (Phoenix), Yunan mitolojisinde en çok kullanılıp sembolize edilen yaratıklardan biridir. Devasa bir büyüklüğe sahip olan bu kuş, Tacitus’un betimlemesine göre diğer kuşlardan öne çıkmasını sağlayan renkleriyle bilinir. Fakat literatürdeki en yaygın betimleme Heredotus’a ait olan kırmızı …

Bir Kırlangıcın 80 Yaşındaki Kanatları: Donna Donna

Günümüzde Donna Donna ismiyle bilinen folk şarkısı, aslen Aaron Zeitlin’in yazdığı ve Sholom Secunda’nın Esterke (1940-41)isimli müzikal için bestelediği “Dos Kelbl” (“Buzağı”) adında bir parçadır. Secunda, Yiddiş parçayı daha sonra Dona Dona olarak İngilizceye çevirmiş olsa da şarkı, 1950 ortalarında Arthur Kevess ve Teddi Schwarts tarafından yeniden düzenlenmiş ve Joan Baez’in 1960’ta çıkarttığı Joan Baez albümündeki yeriyle dünyaca ününe kavuşmuştur.

Dönercinin Kılıcı

Ellerini sırtında kavuşturmuş bir adam, yıllardır döner ekmek sattığı dükkânının kapısından dışarıdaki yağmuru seyrediyordu. Duruşunu bozmadan sigarasını bitirdi. Sert bir dudak hamlesi ve kuvvetli bir nefesle izmariti ağzından fırlatıp dükkâna girdi. İçeride müşteri yoktu. Dükkânın arka tarafındaki ufak odaya doğru yöneldi. Üst üste yığdığı ayran ve meyve suyu kolilerinin arkasından, tek koluyla duvardan destek alarak kocaman bir kutu çıkardı.