Eser Adı: Ölümcül Yumurtalar

            Yazar: Mihail Bulgakov

            Çeviri: Tuğba Bolat

            Yayınevi ve Basım: İş Bankası Kültür Yayınları, Temmuz 2015

            Ünlü Sovyet yazar Mihail Bulgakov’un Ölümcül Yumurtalar adlı kitabı bir bilim adamını ve onun çığır açıcı deneyini konu almakta. Moskova Devlet Zooloji Enstitüsü Müdürü ve IV. Devlet Üniversitesi zooloji profesörü Persikov, kitabın başkarakteri. Oldukça aksi, sinirli ve geçimsiz bir insan olan Persikov, Zooloji Ensitüsü’ndeki laboratuvarında deneyler yapmak ve üniversitede ders vermekten başka bir şeyle ilgilenmiyor. Bilmediği konular hakkında konuşmaya yanaşmıyor, etrafındaki insanların davranışlarına da katlanamıyor.

            16 Nisan 1928 gecesi başlayan olaylar zinciri kitap boyunca gerilimi tırmandırmakta. Laboratuvarında yaptığı deneyler sırasında sehven keşfettiği bir gerçek onun ve bütün Rusya’nın hayatını değiştirir. Canlıların gelişim hızlarını kat be kat arttıran bir ışın keşfeden Persikov, bunu asistanı Doçent İvanov’dan başkasına söylemez. Her ikisi de keşfedilen şeyin sarhoşluğu içerisindeyken, keşfin haberi laboratuvardan dışarı sızar. Kulaktan kulağa, muhbirden haber alma şeflerine ve gazetelerden de tüm ülkeye yayılan haberlerin sonucunda Persikov kendisini hiç istemediği şeyleri yaparken bulur.

            Kitap, Rusya tarihine aşina olmayan insanlar tarafından sıradan bir bilim kurgu olarak okunabilir. Ölümcül Yumurtalar, dönemin Rusya’sında günlük yaşamın nasıl olduğunu, insanların hayata bakış açılarını ve cahilliklerini, sosyalizmin tek düze yaşam biçimini iyi yansıtan hatta eleştiren bir kitap. Laboratuvarda kullanılan malzemelerin hemen hepsinin diğer ülkelerden ithal olması, insanların günlük yaşamlarında kılık kıyafetlerini belli bir modaya uygun takip etmeleri ve etmeyenleri yadırgamaları, benim nezdimde ülkenin kapitalizme doğru kaymaya başlaması üzerine bir eleştiri. Aynı şekilde her devlet dairesinin isminin kızıl kelimesiyle başlaması ve bunun kitabın içinde absürtçe yansıtılması da bu eleştiriler arasında. Kitap boyunca bahsi geçen tavuk salgını ve bu salgın sonunda devletin almaya çalıştığı önlemler, yetkinin basiretsiz ve bilgisiz kişilerin eline verilmesi gerçeği nokta atışıyla vurulmuş.

            Kitabın öz yurdunda yasaklanmış olmasının nedeni anlaşılır. Bulgakov, Rusya’da süregelen Kızıl-Beyaz savaşının arasında kalmış bir isim. Sosyalistler onu yeterince Kızıl olmamakla suçlarken karşı taraf da onu bağrına basmaz. Stalin tarafından eserlerine yasak getirilir. Yasak getirilmesinin sebeplerinden biri ise eserlerinde sosyalist karakterlere yer vermemesi ve rejimi yüceltmemesidir. Bir zaman sonra Stalin’e mektup yazan Bulgakov, mektubunda bir yazar olarak kısıtlanmak istemediğini ve her şeyi kendi gözlemleriyle yapmak istediğini; bu mümkün olmazsa yaşamanın da bir manasının kalmadığını söyler. Bunun üzerine Stalin’in izniyle bazı tiyatro eserleri tekrar sahnelenmeye başlar.

            Aslında bir hekim olan Bulgakov, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra yazar olmaya karar verdi. Sıkı bir kara mizah yazarı olmasının yanında sıkı bir eleştirmendi. Ölümcül Yumurtalar kitabı da birileri tarafından “Hükümete atılan asılsız ve arsız bir iftira” adı altında ihbar edildi.

            Kısaca, Bulgakov yaşamı boyunca sistemden çektiği kadar babasını da öldüren irsî böbrek hastalığından çekmedi. 1940 yılında aynı hastalıktan vefat etti.

            Ölümcül Yumurtalar eseri, diğer eserlerinin yanında az bilinse de, bugüne kadar yazılmış en iyi sistem eleştirilerinden ve öykülerden biri olarak yerini aldı. Tavuklar, yumurtalar, Kızıl Ordu, Moskova akşamları ve kırsal hayat içeren bir bilim kurgu eserinden daha fazlasını okumak isteyenler için açık duyurudur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir