Gecenin ucunda yol aldım yalınayak
Kumral saçlarında yığılmış papatyalar
Gözlerin pınarlara kaynak, içim çöl
Kuruyor sana uzanmayan bağlar
Rıdvan Yıldız, Veryansın isimli şiiri ile Dümen Dergi’de!
Gecenin ucunda yol aldım yalınayak
Kumral saçlarında yığılmış papatyalar
Gözlerin pınarlara kaynak, içim çöl
Kuruyor sana uzanmayan bağlar
Rıdvan Yıldız, Veryansın isimli şiiri ile Dümen Dergi’de!
Hatıralar dünyasının içinde, bulunduğumuz zamanın tüm gerçeklerini unutturacak bir çekicilik vardır. Buna kapılmayı çoğu insan sever. Kötü hatıraların geçtiğine sevinip güzel hatıralarınsa; ya içine dalıp aynı hissin sahtesini çağırarak ya da bu hatırayı bir daha yaşamak için umutlanarak mutlu olurlar.
Dişi bir sözlükte başlıyor annelik ağrıları
Sonra yarısı sencil oluyor kadının
Rıdvan Yıldız, “Dişi Bir Sözlükten Tercüme” başlıklı şiiri ile Dümen Dergi’de!
Oğuzhan Eren bulduğu bir mektubu karanlıkta okumaya çalışıyor ancak gurur yapıp sensörlü lambaya el sallamıyor.
Mehmet Ali Kaba’nın kaleminden çıkan, Dümen Dergi’nin ilk tefrika hikayesi “Kör Necmi”!
Tamı tamına on dokuz vagonu olan bu katarın başındaysa Kör Necmi denilen ünlü bir makinist vardı. Yanındaki yardımcısı Salih ise henüz yeni yetmeydi. Diğer vagonlardakinden daha da yoğun bir muhabbeti önlerine katmış gütmekteydiler.
Eğitimini almış bir kadının ekonomik olarak özgür olacağını, kimsenin eline bakmak zorunda kalmayacağını dolayısıyla istemediği bir evliliğe zorlanamayacağını belirten Fatma Aliye, bu düşüncelerini Refet isimli kitabı ile okuyucusuna sunar. Romanın başkarakteri, aynı zamanda romana ismini veren Refet, henüz daha küçük bir çocukken okuyucunun karşısına çıkar. Adım adım hem fiziksel hem de fikirsel anlamda büyümesine tanıklık eder okuyucu.
Herat, öncesinde büyük atılımlar göstermiş Timurlu sanatının doruk noktasına ulaştığı yerdir. Timurlu hakimiyeti döneminde Herat’ta kurulan Mîrzâ Şâhruh Kütüphânesi, saray bünyesinde kurulmuş olup hankâh ve medrese ile birlikte inşa edilmişti. Burada zamanın kitaplarının yanında önemli kitap ve risaleler de çoğaltılmaktaydı.
Tabutun kapağı birden yukarıya doğru fırladı ve üzerindeki yeşil örtü kalabalığa doğru bir gelin buketi gibi uçtu. Kalabalık, yeşil örtüyü kapmak için birbirini ezdi. Yan köyden Arap Ali kaptı yeşili, “Sonunda, sonunda.” diye bağırdı. Yeşili kapamayanlar hüzünlü, Arap ise gayet keyifliydi. Yeşil örtüyü gösterip hava atıyordu çevresindeki insanlara.