Oluklardan damlayan su kapının eşiğini bataklığa çevirmişti. Etrafta belli belirsiz yağmurun tıpırtısı hala duyuluyordu. Dolunayın yardımıyla ağaçların çıplak dalları seçiliyordu. Uzakta evler vardı, belli aralıklarla …
THE HARLEM RENAISSANCE AND THE BLACK MOVEMENT IN AMERICA
It is a revival movement in African American culture at the turn of the century. Especially in the field of art, Blacks broke new ground …
Golem – III
İlyas Efendi de bir taraftan koşarken bir taraftan da kitapta golemle ilgili bir bilgi bulurum umuduyla sayfaları hızla çeviriyordu. Fakat umutsuzca kitabı heybesine koyduğuna bakılırsa tek çare alnındaki yazıyı ne yapıp edip silmekti. Son olarak girdikleri sokak büyükçe bir meydana açılmıştı.
Golem II
(…) İlyas’ın sesi o kadar net ve kısık çıkmıştı ki, Mustafa Ağa gıkını çıkarmadan kafasını sallayıp içeri girdi. Dosdoğru karısının yanına gidip şöyle bir dürttükten sonra evden çıktığını söyledi. Uyku serseminde olan karısı bile bir şeylerin döndüğünü anladıysa da Mustafa Ağa’nın cevap vermeyeceğini bildiğinden sadece arkasından bakmakla yetindi.
Golem, ikinci kısmıyla sizlerle.
Hermann Hesse ve Bozkırkurdu Üzerine
Düşünmek ile yaşamak arasında kalmış bir adam düşünün, kendi ile toplum arasındaki farkı öylesine hissediyor ki kendine Bozkırkurdu diyor. İnsanlardan, burjuvanın samimiyetsizliğinden, caz müziğin ucuzluğundan …
Diyojen ve Kapatma Cezaları
İlk Türkçe mizah dergisini çıkaran, asıl adı Theodor Kasapis olan Teodor Kasap 10 Kasım 1835’te Kayseri Tavlusun’da doğmuştur. Babası Serafim Kasapoğlu’nun 1848’de ölümünden sonra ailesiyle …
Golem I
Büyükçe, meşeden yapılma masanın az berisinde kalan pencereden içeri sızan ışık, zifirle kaplı odayı az da olsa aydınlatmıştı. Dışarıdan gelen gece kuşlarının sesleriyle birlikte segâh makamından yürüyen sobanın yanına serilmiş iki şiltede yatanlar ise Arap namlı Mustafa Ağa ve karısıydı. Az sonra iki ev ötedeki ufak, mahalle yardımıyla yapılmış caminin imamı Muzaffer Efendi de sabah ezanını okumaya başlayınca ezana eşlik etmeye başlayan köpekler yüzünden kalkan Mustafa Ağa şöyle bir etrafına bakınınca kendisini neyin kaldırdığını anladı.
Hıristiyan İnancında Tasvir Kültü ve Tasvir Kırıcılık
Hıristiyanlığın, doğuşundan itibaren günümüze dek inananların yaşamında kutsalların tasviri son derece önemli olmuştur. Kiliselerde anıtsal ölçekte, taşınabilir malzeme üzerinde her renkte ve boyda gördüğümüz tasvirlere özel olarak “ikon” ya da “ikona” denilmektedir.
Ayının Burma Bilezikleri
Ne kadardır yoldaydık ya da ne kadar daha gidecektik hatırlamıyorum. Tepemizdeki güneşe karşılık yoldan gelen rüzgârın koruması altındaydık. Mobiletin kulağımızı sağır eden sesi arasında bağırdım.
“Abi, bir yerde dur da az dinlenelim.”
Ses gelmedi ya da geldiyse de duymadım. Tekrar bağırdım.






