Mert’ten dertler tasalar… Çarpıcı detaylar.

Kısa özet: Mart ayında gelgitler arasında geldiğini sandığımız; gittiğini bile fark etmediğimiz bahara kısa bir övgü.

Baharları severim. Çünkü bahar bana kim olduğumu hatırlatır. Çoğumuz gibi ben de bazı insanlar etrafımdayken neşeliyim. Bazı insanlar etrafımdayken susup otururum ki yaptığım en iyi iş uzanmak ve oturmak. Bazı insanların ben oturamıyorum hareket etmem lazım zıpırlığından hiç hoşlanmıyorum. Baharın çok acelesi yok bence. Gelirken de giderken de kendini çok belli etmiyor. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı. Bahar bok yesin zaten. Umursanmayan koca iki mevsim var ve buna takılmam gayet doğal. Sapsarı bozkırları seviyorum. Baharda açan gelincikleri de çok seviyorum. Boş arsalarda bir anda fırlayıp gelen bitkimsi otumsuları seviyorum. Anadolu, kübist sefertası mimarisine maruz kalmadan önce kerpiç binalardan çıkan otları da özlüyorum. Kübist mimarı dediğime bakmayın. Ustabaşının duvarı örmeden önce çektiği ip ne kadar düzgünse o kadar bir şeye benzeyen binalar bunlar. Ama bahar, hepsinin önüne geçip yamuk çekilen duvara oturmadığı için etrafı alçıyla kaplı pencerelere uğruyor. Kışın ayda bir defa emeklisini çekmek için çarşıya inen Mahmut amca, baharla beraber dışardan eve gelmiyor. Kartla alışveriş yapmaya alışsa evden çıkmayacak adam, koluna taktığıyla bir aşağı bir yukarı yürüyor. Baharda açan sadece çiçekler ve pencereler değil. Mahmut amca da bir nevi açıyor; kaslarını, kireçlenmiş dizlerini… Neyse.

Öyle yani bahar geldi, koca karı soğukları geçti. Kışın giydiğimiz şeyleri giysek de terlemiyoruz, yazın giydiğimiz şeylerin üstüne bir mont giyince de üşümüyoruz. Akşama doğru hava bozuyor. İnsan üşüyerek eve dönüyor, bir bardak çay içiyor ısınıyor.

Velhasıl balkondan salona girilmeyen zamanları çok seviyorum. Hani uzun zaman sonra balkonda ağırlanan misafir için aylarca yakılmayan balkon lambası yakılır ya, ben o lambayım. İçimde bitkiler maalesef yetişmiyor; çünkü bazen bu beden bile bana dar geliyor. İçimde o lamba yakılınca güzel şeyler oluyor ya… Güzel şeyler. Anlatılınca saçma ama içimde yandığında güzel şeyler.

Bazen bahar, bana yıllar önce bu mevsimde neler olduğunu düşündürüyor. Hatırlatınca da unutmak istediklerim ve unutamadıklarım karışıp bir oluyor. Bir bardak çay içip kendime geliyorum. Eee ne olacaktı? Unutuyorum deyip yalan söyleyecek değiliz. Çünkü unutmamak için çok sebebimiz var. Baharlar şahsi yılbaşımdır. Kışın kutlanan hiçbir şeyden zevk alamıyorum. Mutlu bir şekilde çıktığım mekândan donarak taksi ararken ağlayacak gibi olduğum zamanları bilirim ben.

Not: Hayatta her şey var. Baharda üzülmek de var ama hislerimizi güçlendiren bahar, bize bazı şeyler için umut verir. Evde gözlüklerini unutan birini hayal edin, sonra güneşe bakıp desin ki boş ver. Kışın olsa kesin canı sıkılırdı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir