Yüzlerce sone, onlarca oyunuyla dünyanın en seçkin şair ve drama yazarlarından biri olarak kabul edilen Shakespeare’in, edebiyattaki üstün başarısından ve çok az bilinen geçmişinden dolayı hakkında yüzyıllardır onlarca tartışma ortaya çıkmıştır. Bu tartışmalardan en büyüğü ve önemlisi de Shakespeare’in yazarlığı/eser sahipliği tartışmasıdır. Eser sahipliği tartışması, temel olarak alternatif yazar teorilerini destekleyen “anti-stratfordian”lar ve Shakespeare’in eserlerini kendisinin yazdığını savunan “stratfordian”lar arasında bir tartışmadır. Stratfordian terimi Shakespeare’in doğum yeri olan Stratford-upon-Avon şehrinden gelir. Destekçiler, Stratfordlu Shakespeare’in eserlerin yazarı olan Shakespeare ile aynı kişi olduğunu savunur. Stratfordlu Shakespeare’in eserlerin yazarı Shakespeare olmadığını savunanlar ise Shakespeare isminin; sosyal statüsü, güvenliği veya cinsiyeti sebebiyle toplumdan kaçınması gereken gerçek yazarın, kimliğini saklamak için kullanılan bir mahlas olduğunu savunurlar. İlk defa 19. yüzyılın ortalarında meydana gelip günümüze dek süren tartışma, seksenden fazla Shakespeare adayı doğurmuştur.

Shakespeare’in geçmişiyle ilgili çok az bilgi olması, doğduğu şehrin kırsal bir şehir olması, eğitim ve hatta okur yazarlık durumunun bile şüpheli olması, Shakespeare isminin mahlas olduğunu savunanların en büyük argümanlarıdır. Stratford şehri o dönemde hayvancılık, hayvan ve yün ticareti merkeziydi dolayısıyla “anti-stratfordian” taraftarları şehri Shakespeare gibi bir dehanın yetişmesine uygun kültürel temele sahip olmayan bir köylü şehri olarak tanımlar. Hiçbir okul kaydı bulunmaması ve günümüze ulaşan farklı belgelerden altı imza örneğinin kargacık burgacık ve her seferinde farklı yazılmış olması da bu grubun diğer önemli argümanlarındandır. Son olarak da Shakespeare’in ölümünden önce yazmış olduğu vasiyetin basit ve edebîlikten uzak bir dile sahip olması ve vasiyetinde hiçbir eserinden bahsetmiyor oluşu da Shakespeare isminin mahlas olduğunu savunanlar tarafından düşüncelerini destekleyen bir örnek olarak kabul edilir.

İsmin mahlas olduğunu savunanlar tarafından önerilmiş adaylar arasında en göze batanları ise Francis Bacon, Oxford Kontu Edward de Vere, Christopher Marlowe ve Kraliçe I. Elizabeth’dir. 19. yüzyılın önde gelen adayı Bacon’dı. Bacon destekçileri Bacon ve Shakespeare eserleri arasında yapısal benzerlikler olduğunu ve hatta eserlerde birbirine çok benzer söz öbekleri ve aforizmalar kullanıldığını iddia ederler. Oxford Kontu Edward de Vere ise 1920’lerden beri ismi öne çıkan adaydır. Oxford destekçileri, Oxford’un çağının en baskı altındaki yazarlarından birisi olduğunu iddia eder. Londra tiyatro dünyasıyla bağlantıları, Shakespeare’in çağdaşı diğer yazarlarla tanışık olması, saray yaşamı hakkında bilgi sahibi olması ve Shakespeare oyunlarının fazlaca geçtiği yerlerden olan Fransa ve İtalya’ya yaptığı geziler de Oxford destekçilerinin iddialarının temelini oluşturur. Diğer bir grup da Marlowe destekçileridir. Bunlar ise Marlowe’un 1593’teki ölümünün sahte olduğunu, ateistlikten yargılanan Marlowe’un neredeyse kesin idam cezasından kaçırılması için bu sahte ölümün planlandığını ve Shakespeare mahlası ardına sığınarak Marlowe’un yazmaya devam ettiğini iddia ederler. Marlowe destekçileri, aynı zamanda Shakespeare ve Marlowe’un eserleri arasında biçimsel benzerlikler olduğunu da iddia ederler. En çarpıcı Shakespeare adaylarından biri ise Kraliçe I. Elizabeth’tir. Unvanı sebebiyle sahip olduğu sorumluluklardan yeteri kadar vakit bulmuş olması oldukça zor görünse de Elizabeth ismi sürekli, Shakespeare adayı olarak öne sürülmüştür. Oldukça eğitimli olduğu ve hayal gücünün çok kuvvetli olduğu bilinen Elizabeth’in gençliği de Shakespeare oyunlarının çoğunu besleyen entrikalar, kıskançlıklar, ihanetler, ispiyonculuklar ve hastalıklı aşk ilişkileri ile geçmiştir. Kırsal bir bölgede yetişmiş Shakespeare’in bu tür hayat tecrübelerine ne kadar uzak olduğu açıktır. Bu iddialarla argümanlarını temellendiren Elizabeth destekçileri aynı zamanda Shakespeare oyunlarının çoğunun Tudor hanedanına övgü için yazıldığını iddia eder ve bunun da gerçek yazarın Elizabeth olduğunu destekleyen bir kanıt olduğunu savunurlar.

Tek bir yazar öneren grupların dışında bir de grup teorilerini destekleyenler vardır. Bunlar Shakespeare eserlerinin tek bir yazar değil de bir grup tarafından yazıldığını iddia ederler. Oldukça çeşitli grup teorileri olsa da en önemlilerinden biri Gilbert Slater tarafından eseri Seven Shakespeares ‘de önerilmiştir ve grubun Francis Bacon, Edward de Vere, Sir Walter Raleigh, William Stanley, Christopher Marlowe, Mary Sidney ve Roger Manners isimlerinden oluştuğu iddia edilmiştir. Bunun yanı sıra bazı grup teorileri Shakespeare’in bu grupların lideri veya menajeri olarak rol aldığını iddia eder.

Shakespeare’in Shakespeare olduğunu iddia eden Stratfordian’ların argümanları akademik çevrelerde çoğunlukla kabul gören argümanlardır. Shakespeare araştırmacısı akademisyenlerin birçoğu Shakespeare’in yazarlık durumunda bir problem görmez. Shakespeare, Ben Jonson ve Christopher Marlowe gibi çağdaşı olan yazarlarla benzer hayat hikâyelerine sahip olsa da ayrı bir yazar olarak çağdaşı diğer yazarlar tarafından yazar olarak bilinir ve kabul edilir. Örneğin, 1598’de Francis Meres Sonelerin yayımlanma tarihinden önce Shakespeare’in sonelerinden bahseder. Shakespeare’in ismi resmi kayıtlarda da geçer ve hatta onursal Master başlığını da isminin öncesinde kullandığı görülür. Ben Jonson’un Shakespeare’i en azından 1598’den beri tanıdığı bilinir ve hatta Jonson, Bir Kış Masalı oyununda Shakespeare’in yanlışlıkla Bohemya’yı bir sahile sahip olarak tasvir edişini eleştirir. Bu kayıtlar Shakespeare destekçilerinin fikirlerinin temellerini oluşturur. 1987’de başlayarak Ward Elliot ve Robert J. Valenza bilgisayar programları kullanarak Shakespeare’in stilistik yapısını 37 diğer Shakespeare adayıyla karşılaştırmış ve Shakespeare’in eserlerinde onların bir grup işi değil tek bir yazarın eseri olduğunu gösteren tutarlı cümle kalıpları ve söz sanatı kullanımları olduğu sonucuna ulaşmışlardır. Shakespeare’in Shakespeare olduğunu gösteren belki de en bilimsel görünen kanıtlardan biri de budur.

Özetlemek gerekirse “Anti-Stratfordian“lar Stratfordlu Shakespeare’in geçmişinin, hayat hikâyesinin, yaşadığı şehrin, eğitim durumunun  böyle bir dehaya uygun olmadığını iddia ederek Francis Bacon, Christopher Marlowe ve Kraliçe Elizabeth gibi isimlerin Shakespeare eserlerinin gerçek yazarları olduklarını iddia etmişlerdir. Onların aksine Stratfordlu Shakespeare’in, eserlerin sahibi Shakespeare olduğunu savunan “Stratfordian” lar ise resmî kaynaklarda ismin yazar olarak geçmesi, dönemin diğer yazar ve şairlerinin Shakespeare’den bir şair ve yazar olarak bahsetmesi hatta bazı eserlerinde Shakespeare’in eserlerinden bahsederek onu eleştiren dönem yazıları kaleme alması ve son olarak yakın tarihlerde gerçekleştirilen bilgisayar destekli deneylerin yazar Shakespeare’in Stratfordlu Shakespeare olduğu fikrini desteklediğini ve Shakespeare’in yazarlık durumunun bir problem teşkil etmediğini savunurlar. Shakespeare üzerine çalışan akademisyenlerin oldukça büyük bir kısmı, Shakespeare’in eser yazarı oluşunda bir problem görmez, şüphelerin yersiz olduğunu düşünür.

Kaynakça

  • Pruitt, S.  “Did Shakespeare Really Write His Own Plays?” History.com, A&E Television Networks, 15 July 2015, www.history.com/news/did-shakespeare-really-write-his-own-plays. Retrieved March 28, 2020,
  • Schoenbaum, S. William Shakespeare: Records and Images. Oxford University Press. Pp 93
  • Shapiro, J. S. (2010). Contested Will: who wrote Shakespeare? New York: Simon & Schuster.
  • Thomas, H.“The Shakespeare Authorship Controversy.” The British Museum Quarterly, vol. 7.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.