“Tüm yaşamı boyunca dile getirilemeyen düşünceler, duygular barındırmaya alışkındı.”
Sözleriyle tanımlamıştı yazar, Uyanış kitabının ana karakteri Edna’yı. Aslında kendisine de bu
tanımlamayı yakıştırabiliriz. Kate Chopin, feminist edebiyat denince aklımıza gelen ilk
isimlerden biri. Dile getirilemeyen, alışılmamış düşüncelerin, eserlerin sahibi. Tabii ki eserlerini
okurken ve kafasından geçenleri anlamaya çalışırken kurgularının 19. yüzyılın son çeyreğini
yansıttığını unutmamak gerek. Fransız- Amerikan olan Chopin, eserlerinde dönemin yöresel
özelliklerini, kültürünü gerçekçi bir şekilde ortaya koymuştur. “Desiree’nin Bebeği”’ni okurken
bir kocanın karısı ve çocuğunu böyle basit bir sebepten dışarı atmasına “Yok artık!” diyorsanız
hiç şaşırmayın, bu olay tam olarak dönemin acı gerçekliğini yansıtıyordu. Chopin’in marjinal
fikirleri olduğunu görebilirsiniz, 19. yüzyıl sonları Amerika’sında, kadınların henüz oy hakkı
olmadığı zamanlarda, düşüncelerini dile getirebilecekleri tek mecra edebiyattı. Kadın yazarlar
ancak bu şekilde seslerini çıkarabiliyorlardı.


Peki, bu yazarlar özellikle Chopin, neden karakterlerinin hayatına intihar yoluyla son
veriyordu? Okuduğumuzda ana karakterlerin korkak olduğunu mu yoksa bu ölümlerin bir
başkaldırı, bir isyan olduğunu mu düşünmeliyiz? Uyanış, kitabın ana karakteri Edna’nın evlilik
kurumunu sorgulamaya başlamasıyla açılıyor. Edna evli bir kadın, çocukları, para kazanan bir
eşi var hatta yazları tatil için yazlıklarına gidecek kadar iyi bir finansal durumda. Çoğu okuyucu,
bu kadının problemi ne, neden mutsuz, kocasını neden aldatıyor gibi eleştirilerle kitabı bırakıyor.
Hatta şöyle bir ifade ortaya çıkmış “the problem that has no name” Türkçesi; “ismi olmayan
problem”. Ev kadınlarının neden mutsuz olduklarını anlayamadıkları için böyle bir tanı
konulmuş; ismi, nedeni olmayan problem. Bu fikirler hâlâ tepki toplayan çelişkili fikirler. Kitabın
ana karakteri Edna da eleştirenlerin deyimiyle “her şeye” sahip bir kadın. Kitap boyunca farklı
insanların hayatına girmesiyle annelik, eşlik kavramını sorguluyor. En önemlisi de cinsel
anlamda bir uyanış yaşıyor-tekrar belirtiyorum bu kitap 1899’da yayımlandı-. Peki, neden
hayatına devam edemiyor? Çünkü bir kere uyanınca tekrar uyuyamazsınız. Bütün bunları bilerek
erkek egemen toplumda yaşamaya devam edemiyor kadın ana karakterler. Sylvia Plath’in Sırça
Fanus’unda da aynı intihar olayını görüyoruz, kimlik arayışı içindeki ana karakterin intihar
denemeleri yansıtılmış.

İntihar, korkaklık ve güçsüzlük olarak algılansa da bu yazarlar intiharı bir başkaldırı
olarak görmüş ve kitaplarına taşımıştır. Belki, okuyucunun da bir uyanış yaşaması amacıyla
yazılmıştır çünkü o dönemde oy bile kullanamayan kadınların ayaklanması ancak bu şekilde
sağlanabilirdi.

Kapak İllüstrasyonu: “Weeki Wachee spring”, Toni Frissel, 1947

One Reply to “Kate Chopin Neden Ana Karakterlerini Öldürür?”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.