Yazar: Ahmet ÜMİT

Yayınevi: YKY

Basım Yılı: 2013

Kitap tanıtımına geçmeden önce biraz kitabın yazarı hakkında bilgi vermek istiyorum. Pek çoğumuzun Beyoğlu Rapsodisi, Bab-ı Esrar, Sultanı Öldürmek, Elveda Güzel Vatanım kitaplarıyla tanıdığı Ahmet Ümit 1960 Gaziantep doğumlu. 1983 senesinde Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nü bitirdi ve 1985-86 senelerinde Moskova’da, Sosyal Bilimler Akademisi’nde siyaset eğitimi gördü. 1992 senesinde ilk öykü kitabı olan Çıplak Ayaklıydı Gece’yi yayımlatmayı başardı ve yazarlık serüvenine böylece adım atmış oldu. Nereden bilebilirdi bu adımı atarken kitaplarının 20’den fazla dile çevrileceğini? Bu yazımda size pek çok dile çevrilmiş ve gerek yurtiçi, gerekse yurtdışında ses getirmiş olan Beyoğlu’nun En Güzel Abisi kitabını kalemimden geldikçe tanıtmaya çalışacağım.

Beyoğlu… Yahudisiyle, Hıristiyanıyla, Müslümanıyla; sinagogu, kilisesi, camisiyle bir bütün olan o aziz semt, şimdilerde ite kopuğa kalmış, serserilerin fink attığı, en güvensiz semtlerden biri. Ve yılbaşında tam da burada, Tarlabaşı’nda işlenen bir cinayet… Maktul, bir bıçak darbesiyle yere devriliyor, ölmeden önce katiline de samimi bir tebessüm etmekten geri kalmıyor.

Bir telsiz anonsu uyandırıyor Başkomiser Nevzat’ı daldığı o hayal âleminden. Maktulün ismi Engin Akça. Birkaç yıl önce İtalya’dan apar topar gelip mafya dünyasına balıklama atlamış. ‘’Neredeyse’’ sıfırdan başlayan bir adam. Yeraltında para, mevkii de getirir derler. Para kazanmanın en kolay yolları ise kumar, uyuşturucu, ticaret. Zaten yeraltında, birinden tutsanız diğeri çorap söküğü gibi geliyor. Böyle bir ortamda, fazlaca düşmanı olan birini sağ bırakırlar mı sanıyorsunuz? Fazla düşmanı olmanın sıkıntısı ise şu; kim masum kim suçlu, kim dost kim düşman, kim iyi kim kötü, ayırt etmek oldukça zor!

Yeraltı edebiyatı ile tanışmam bu kitap sayesinde oldu. Uzun zamandır Ahmet Ümit’ten bir kitap okumak istiyordum. Kendisiyle yüz yüze tanışıp iki kelam etme fırsatı bulunca bu isteğim iyice alevlendi tabiri caizse. Hâl böyle olunca sıradaki okuyacağım kitabı Beyoğlu’nun En Güzel Abisi olarak belirledim. İyi ki de belirlemişim!

Kitap fazlasıyla akıcıydı. Her sayfa çevirişimde aklımda başka başka çözüm yolları oluşuyordu. Kitap boyunca heyecan ve merak hat safhadaydı. Yazarın kendine has dili, size hâlihazırda kitapta bulunan bir karakter gibi hissettiriyor; olayların orta yerinde buluyorsunuz kendinizi. Bir türlü katilin kim olacağını kestiremiyor, daha doğrusu o karakterlerin dünyasına girince hiç de konduramıyorsunuz cinayete teşebbüs etmiş olabileceklerini.

Ahmet Ümit kalemini öyle bir konuşturmuş ki o kalemden çıkan kişiler sanki gerçek hayatta da var olan insanlar. Sahi, ne yapıyordur şimdi Musti? Peki ya Hacer Hanım? Jale Hanım’ın kocası uyanmış mıdır komadan? Fofo Yenge hâlâ buruk mudur bizlere? O erik ağacı ne hâldedir şimdi? Sahi Ahmet Bey, nasıldır şimdi Beyoğlu?

One Reply to “Beyoğlu’nun En Güzel Abisi”

  1. Sen var ya… Bana kitap okumanın inceliklerini öğretmiştin, şimdi de böyle güzel bir yazı yazmışsın… Senin kitap zevkine o kadar güveniyorum ki beni asla yanıltmıyorsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.